İngilizce İltifat Örnekleri ve Türkçe Anlamları

Bir insanla ilgili olan beğendiğimiz veya takdir ettiğimiz şeyleri o kişiye ifade etmek için iltifat ederiz. İltifat etmek güzel bir medeni davranış örneğidir ve karşımızdaki insanı onurlandıran ve dolayısıyla sevindiren unsurlar içerir. Örneğin bir arkadaşımızın evine gittiğimizde evini beğenirsek ona evinin güzel olduğunu ya da yeni aldığı bir ayakkabıyı üzerinde gördükten sonra bunun ona yakıştığını düşünüyorsak ayakkabının yakıştığını söyleyebiliriz. Bu ve buna benzer ifadeler Türkçe’de olduğu kadar İngilizce’de de mevcuttur.

İngilizce iltifatlar ile Türkçe iltifatları karşılaştırdığımızda birebir anlamda örtüşmeyen ifadeler olabilir. Bunu sebebi her iki dilin farklı inceliklerinin olmasıdır. Dolayısıyla İngilizce iltifat ifadelerini Türkçe karşılığıyla değerlendirmekten ziyade onları orijinal haliyle özümsemekte fayda olacaktır.

İngilizce İltifatlar İçin Örnekler

İngilizce olarak iltifat örneklerini ve örneklerin Türkçe karşılıklarını aşağıdaki listede bulabilirsiniz.

  • I like your new haircut. (Yeni saç kesimini beğendim.)
  • I like your shirt. Where did you get it? (Gömleğine bayıldım. Nerden aldın?)
  • I love the decor. Did you do it yourself? (Dekoru çok beğendim. Kendin mi yaptın?)
  • I love your shoes. Are they new? (Ayakkabılarına bayıldım. Yeniler mi?)
  • That color looks great on you. (Renkler üzerinde harika gözüküyor.)
  • That was delicious. My compliments to the chef! (Çok lezzetliydi. Şefe tebrikler!)
  • The cherry pie is out of this world. (Vişneli turta bu dünyanın dışından gibi.)
  • The lasagna is delicious. (Lazanya çok lezzetli.)
  • This soup is very tasty. (Çorbanın tadı çok güzeldi.)
  • What a lovely necklace! (Ne kadar güzel bir kolye!)
  • What a nice apartment! (Ne kadar sevimli bir apartman!)
  • Where did you get that lovely table? (Bu sevimli masayı nereden aldın?)
  • You have a beautiful home. (Ne kadar da güzel bir ev.)
  • You look amazing! (Harika görünüyorsun!)
  • You look nice. (Güzel görünüyorsun.)
  • You’re a fantastic cook. (Fantastik bir aşçısın.)
  • You’ve got to give me the recipe for this chicken dish! (Bu tavuk yemeğinin tarifini mutlaka bana vermelisin.)
  • Your children are very well-behaved. (Çocukların çok uslu.)
  • Your kids are a lot of fun. (Çocukların çok eğlenceli.)

Yorum Yapın veya Soru Sorun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*