İngilizce’de Temel Zamanlar ve Kullanılışları

Bir dili konuşurken ifade edilmek istenen eylemin zamanına göre zaman kalıpları kullanılır. Türkçe’den örnek vermek gerekirse mesela şimdiki zamanda okula gidiyor olduğumuzu ifade etmek için “Okula gidiyorum.” deriz ve dilbilgisinde bu kalıp “şimdiki zaman” olarak ifade edilir. Geçmiş zamanda okula gittiğimizi ifade etmek için de “Okula gittim.” deriz ve dilbilgisinde bu kalıp “geçmiş zaman” olarak ifade edilir. Genel eylemlerden bahsederken de örneğin “Ben sporu severim.” deriz ve bu kalıp da “geniş zaman” olarak ifade edilir.

Zaman kalıplarına daha çok örnek verebiliriz ancak bu yazıda Türkçe kalıplarından ziyade İngilizce zaman kalıplarını inceleyeceğimiz için daha fazla detaya girmeyelim. Zamana yönelik eylem ifadelerinde Türkçe’de olduğu gibi İngilizce’de de ihtiyaç duyarız. Hatta İngilizce’de Türkçe’de olduğundan daha fazla zaman kalıbı mevcuttur anca biz bu yazıda temel zaman kalıplarına değineceğiz. Şimdi bu kalıpları örneklerle birlikte öğrenmeye çalışalım.

1. Simple Present (Present Simple) Tense

Bu zaman kalıbı “Geniş Zaman” kalıbıdır. Genel olarak geçerli eylemler için kullanılır yani geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek zamanı kapsar. Play (oynamak) fiili için örnek tabloya bakalım.

affirmative (olumlu) negative (olumsuz) question (soru)
I/you/we/they (Ben/sen/biz/onlar) I play. (Ben oynarım.) I do not play. (Ben oynamam.) Do I play? (Ben oynar mıyım?)
he/she/it ([erkek için] o/[kız için] o/[cinsiyetten bağımsız] o) He plays. ([erkek için] O oynar.) He does not play. ([erkek için] O oynamaz.) Does he play? ([erkek için] O oynar mı?)

Kullanımı

  • her zaman, asla ya da sık sık tekrar eden eylemler için
  • belirli durumlar veya gerçeklikler için
  • birbirini takip eden eylemler için
  • belirli bir program dahilinde olan eylemler için

Karakteristik Kelimeleri

always (her zaman), never (asla), sometimes (ara sıra), normally (normalde), time to time (zaman zaman)

2. Present Continuous Tense

Bu zaman kalıbı “Şimdiki Zaman” kalıbıdır. O anda yapılan eylemler için kullanılır yani şimdiki zamanı kapsar. Play (oynamak) fiili için örnek tabloya bakalım.

affirmative (olumlu) negative (olumsuz) question (soru)
I (Ben) I am playing. (Ben oynuyorum.) I am not playing. (Ben oynamıyorum.) Am I playing? (Ben oynuyor muyum?)
he, she, it ([erkek için] o/[kız için] o/[cinsiyetten bağımsız] o) He is playing. ([erkek için] O oynuyor.) He is not playing. ([erkek için] O oynamıyor.) Is he playing? ([erkek için] O oynuyor mu?)
you, we, they (sen/siz, biz, onlar) You are playing. (Siz oynuyorsunuz. / Sen oynuyorsun.) You are not playing. (Siz oynamıyorsunuz. / Sen oynamıyorsun.) Are you playing? (Siz oynuyor musunuz? / Sen oynuyor musun?)

Kullanımı

  • konuşmanın gerçekleştiği andaki eylemler için
  • belirli bir zaman için geçerli eylemler için
  • gelecek zamana planlanmış bir eylem için

Karakteristik Kelimeleri

at the moment (şu anda), now (şimdi)

3. Simple Past Tense

Bu zaman kalıbı “Geçmiş Zaman” kalıbıdır. Geçmiş zamanda yapılan eylemler için kullanılır. Play (oynamak) fiili için örnek tabloya bakalım.

affirmative (olumlu) negative (olumsuz) question (soru)
I (Ben) I played. (Ben oynadım.) I did not play. (Ben oynamadım.) Did I play? (Ben oynadım mı?)
he, she, it ([erkek için] o/[kız için] o/[cinsiyetten bağımsız] o) He played. ([erkek için] O oynadı.) He did not play. ([erkek için] O oynamadı.) Did he play? ([erkek için] O oynadı mı?)
you, we, they (sen/siz, biz, onlar) You played. (Siz oynadınız. / Sen oynadın.) You did not play. (Siz oynamadınız. / Sen oynamadın.) Did you play? (Siz oynadınız mı? / Sen oynadın mı?)

Kullanımı

  • geçmiş zamandaki eylemler için
  • geçmiş zamanda birbirini izleyen eylemler için
  • geçmiş zamanda bir olay devam ederken onun içinde geçen başka bir eylem için

kullanılabilir.

Karakteristik Kelimeleri

yesterday (dün), 2 minutes ago (iki dakika önce), in 1991 (1991 yılında), last Thursday (geçen Perşembe)

Not: Past Tense için kullanacağınız fiiller regular veya irregular olabilir. Regular fiiller past tense olunca sonlarına -ed ekini alırlar. Irregular kelimeler ise kısmen veya tamamen farklı bir kelime olarak değişebilir. Bu yüzden bu kelimelerin kullanımını ezberlemek gereklidir. Past Tense için “fiilin ikinci hali”, Perfect Tense içinse “fiilini üçüncü hali” ifadesi kullanılır. Irregular fiil listesi ve çekimleri için yazının sonuna bakabilirsiniz.

4. Simple Present Perfect Tense

Bu zaman kalıbının Türkçe’de karşılığı yoktur. İngilizce’ye özgü bir zaman kalıbıdır. Henüz gerçekleşmiş veya geçmişte başlayıp hala devam eden eylemler için kullanılır. Play (oynamak) fiili için örnek tabloya bakalım.

affirmative (olumlu) negative (olumsuz) question (soru)
I (Ben) I have played. (Ben oynadım.) I have not played. (Ben oynamadım.) Have I played? (Ben oynadım mı?)
he, she, it ([erkek için] o/[kız için] o/[cinsiyetten bağımsız] o) He has played. ([erkek için] O oynadı.) He has not played. ([erkek için] O oynamadı.) Has he played? ([erkek için] O oynadı mı?)
you, we, they (sen/siz, biz, onlar) You have played. (Siz oynadınız. / Sen oynadın.) You have not played. (Siz oynamadınız. / Sen oynamadın.) Have you played? (Siz oynadınız mı? / Sen oynadın mı?)

Kullanımı

  • sonuca önem vermek için (She has written five letters. [Beş mektup yazdı.])
  • hala devam eden veya etmeyen eylemler için (School has not started yet. [Okul daha başlamadı.])
  • henüz biten bir olay için (She has just cooked the dinner. [Yemeği az önce pişirdi.])
  • konuşma anından önce bir kez, hiçbir zaman veya defalarca gerçekleşmiş olaylar için (I have never been to Germany. [Almanya’ya hiç gitmedim.])

Karakteristik Kelimeleri

just (az önce), not yet (henüz değil), so far (şimdiye kadar), till now (şimdiye kadar), up to now (şimdiye kadar)

Not: Perfect Tense için kullanacağınız fiiller regular veya irregular olabilir. Regular fiiller past tense olunca sonlarına -ed ekini alırlar. Irregular kelimeler ise kısmen veya tamamen farklı bir kelime olarak değişebilir. Bu yüzden bu kelimelerin kullanımını ezberlemek gereklidir. Past Tense için “fiilin ikinci hali”, Perfect Tense içinse “fiilini üçüncü hali” ifadesi kullanılır. Irregular fiil listesi ve çekimleri için yazının sonuna bakabilirsiniz.

5. Continuous Past Tense

Geçmiş zamanda bir süre devam etmiş olaylar için kullanılır. Türkçe karşılığı “Şimdiki geçmiş zaman” şeklindedir. Play (oynamak) fiili için örnek tabloya bakalım.

affirmative (olumlu) negative (olumsuz) question (soru)
I (Ben) I was playing. (Ben oynuyordum.) I was not playing. (Ben oynamıyordum.) Was I playing? (Ben oynuyor muydum?)
he, she, it ([erkek için] o/[kız için] o/[cinsiyetten bağımsız] o) He was playing. ([erkek için] O oynuyordu.) He was not playing. ([erkek için] O oynamıyordu.) Was he playing? ([erkek için] O oynuyor muydu?)
you, we, they (sen/siz, biz, onlar) You were playing. (Siz oynuyordunuz. / Sen oynuyordun.) You were not playing. (Siz oynamıyordunuz. / Sen oynamıyordun) Were you playing? (Siz oynuyor muydunuz? / Sen oynuyor muydun?)

Kullanımı

  • geçmiş zamanda devam etmiş olaylar için (When I was having breakfast, the phone suddenly rang. [Kahvaltı yapıyorken, aniden telefon çaldı.])
  • aynı anda devam eden olaylar için (While I was preparing dinner, he was washing the dishes. [Ben akşam yemeğini hazırlıyorken, o bulaşıkları yıkıyordu.])

Karakteristik Kelimeleri

when (-iken), while (-iken), as long as (-tiği sürece)

6. Future Tense

Bu zaman kalıbı “Gelecek Zaman” kalıbıdır. Gelecek zamanda yapılacak eylemler için kullanılır. Gelecek zamanda fiiller önlerine “going to” veya “will” kelimesi alırlar. “Going to” ifadesi görece olarak daha belirli eylemler için ve resmi ifadelerde kullanılırken “will” ifadesi biraz daha az belirli ve günlük kullanım içindeki ifadelerde kullanılır. Play (oynamak) fiili için örnek tabloya bakalım.

affirmative (olumlu) negative (olumsuz) question (soru)
I (Ben) I am going to play. (Ben oynayacağım.) I am not going to play. (Ben oynamayacağım.) Am I going to play? (Ben oynayacak mıyım?)
he, she, it ([erkek için] o/[kız için] o/[cinsiyetten bağımsız] o) He is going to play. ([erkek için] O oynayacak.) He is not going to play. ([erkek için] O oynamayacak.) Is he going to play? ([erkek için] O oynayacak mı?)
you, we, they (sen/siz, biz, onlar) You are going to play. (Siz oynayacaksınız. / Sen oynayacaksın.) You are not going to play. (Siz oynamayacaksınız. / Sen oynamayacaksın.) Are you going to play? (Siz oynayacak mısınız? / Sen oynayacak mısın ?)

Kullanımı

  • gelecek zamanda oluşacak eylemler için (I am going to study harder next year. [Gelecek yıl daha çok çalışacağım.])
  • gerçekleşmesi beklenen olaylar için (The sky is dark. It is going to rain. [Gökyüzü karardı. Yağmur yağacak.])

Karakteristik Kelimeleri

in one year (bir yıl içinde), next week (gelecek hafta), tomorrow (yarın)

Diğer Zaman Kalıpları

Temel zaman kalıplarının yanında daha türevsel zaman kalıpları da İngilizce’de mevcuttur. Günlük kullanımda bu kalıplara pek ihtiyaç duyulmaz ancak bu yazıda detaya girmeden diğer kalıpları da belirtmek gerekirse:

  • Present Perfect Continuous Tense
  • Past Perfect Tense
  • Past Perfect Continuous Tense
  • Future Continuous Tense
  • Future Perfect Tense
  • Future Perfect Continuous Tense

Düzenli Olmayan (Irregular) Fiil Listesi ve Çekimleri

Infinitive (Birinci Hali) Past (İkinci Hali) Perfect (Üçüncü Hali)
be was, were been
arise arose arisen
awake awoke, awaked awoken, awaked
bear bore borne, born
beat beat beaten, beat
become became become
beget begot begotten
begin began begun
bend bent bent
bereave bereaved, bereft bereaved, bereft
beseech besought, beseeched besought, beseeched
bet bet, betted bet, betted
bid bade, bid bidden, bid, bade
bide bade, bided bided
bind bound bound
bite bit bitten
bleed bled bled
bless blessed, blest blessed, blest
blow blew blown
break broke broken
breed bred bred
bring brought brought
broadcast broadcast, broadcasted broadcast, broadcasted
build built built
burn burnt, burned burnt, burned
burst burst burst
bust bust, busted bust, busted
buy bought bought
can could (kein Participle)
cast cast cast
catch caught caught
choose chose chosen
cleave cleft, cleaved, clove cleft, cleaved, cloven
cling clung clung
clothe clothed, clad clothed, clad
come came come
cost cost cost
creep crept crept
crow crowed crew, crowed
cut cut cut
deal dealt dealt
dig dug dug
do did done
draw drew drawn
dream dreamt, dreamed dreamt, dreamed
drink drank drunk
drive drove driven
dwell dwelt, dwelled dwelt, dwelled
eat ate eaten
fall fell fallen
feed fed fed
feel felt felt
fight fought fought
find found found
flee fled fled
fling flung flung
fly flew flown
forbid forbad, forbade forbid, forbidden
forecast forecast, forecasted forecast, forecasted
forget forgot forgotten
forsake forsook forsaken
freeze froze frozen
geld gelded, gelt gelded, gelt
get got got, gotten
gild gilded, gilt gilded, gilt
give gave given
gnaw gnawed gnawed, gnawn
go went gone
grind ground ground
grip gripped, gript gripped, gript
grow grew grown
hang hung hung
have had had
hear heard heard
heave heaved, hove heaved, hove
hew hewed hewed, hewn
hide hid hidden, hid
hit hit hit
hold held held
hurt hurt hurt
keep kept kept
kneel knelt, kneeled knelt, kneeled
knit knitted, knit knitted, knit
know knew known
lay laid laid
lead led led
lean leant, leaned leant, leaned
leap leapt, leaped leapt, leaped
learn learnt, learned learnt, learned
leave left left
lend lent lent
let let let
lie lay lain
light lit, lighted lit, lighted
lose lost lost
make made made
may might (kein Participle)
mean meant meant
meet met met
melt melted molten, melted
mow mowed mown, mowed
pay paid paid
pen pent, penned pent, penned
plead pled, pleaded pled, pleaded
prove proved proven, proved
put put put
quit quit, quitted quit, quitted
read read read
rid rid, ridded rid, ridded
ride rode ridden
ring rang rung
rise rose risen
run ran run
saw sawed sawn, sawed
say said said
see saw seen
seek sought sought
sell sold sold
send sent sent
set set set
sew sewed sewn, sewed
shake shook shaken
shall should (kein Participle)
shear sheared shorn, sheared
shed shed shed
shine shone shone
shit shit, shitted, shat shit, shitted, shat
shoe shod, shoed shod, shoed
shoot shot shot
show showed shown, showed
shred shred, shredded shred, shredded
shrink shrank, shrunk shrunk
shut shut shut
sing sang sung
sink sank sunk
sit sat sat
slay slew slain
sleep slept slept
slide slid slid
sling slung slung
slink slunk slunk
slit slit slit
smell smelt, smelled smelt, smelled
smite smote smitten
sow sowed sown, sowed
speak spoke spoken
speed sped, speeded sped, speeded
spell spelt, spelled spelt, spelled
spend spent spent
spill spilt, spilled spilt, spilled
spin spun spun
spit spat spat
split split split
spoil spoilt, spoiled spoilt, spoiled
spread spread spread
spring sprang, sprung sprung
stand stood stood
steal stole stolen
stick stuck stuck
sting stung stung
stink stank, stunk stunk
stride strode stridden
strike struck struck
string strung strung
strive strove striven
swear swore sworn
sweat sweat, sweated sweat, sweated
sweep swept swept
swell swelled swollen, swelled
swim swam swum
swing swung swung
take took taken
teach taught taught
tear tore torn
telecast telecast, telecasted telecast, telecasted
tell told told
think thought thought
throw threw thrown
thrust thrust thrust
tread trod trodden
understand understood understood
wake woke, waked woken, waked
wear wore worn
weave wove woven
wed wed, wedded wed, wedded
weep wept wept
wet wet, wetted wet, wetted
win won won
wind wound wound
wring wrung wrung
write wrote written

Yorum Yapın veya Soru Sorun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*