Konuşarak İngilizce öğrenmek mümkün mü?

Son zamanlarda yeni bir İngilizce öğrenme kavramı hayatımıza girdi. Bu yöntemin ismi “Konuşarak İngilizce Öğrenme”. Aslında yöntemin ne kadar yeni olduğu tartışılır çünkü bence yeni bir dil öğrenmede bu yöntem hep vardı ama adı konmamıştı.

Sadece Konuşarak Dil Öğrenenler

Bazen turistik bir yere gittiğimizde garsonların veya hediyelik eşya dükkanındaki satış görevlilerinin çeşitli dillerde cümleler kurabildiklerini ve farklı uluslardan insanlarla rahatlıkla anlaşabildiklerini görürüz. Yabancı dili okulda ve ders çalışarak öğrenmiş birisi olarak bu durum hep bana ilginç gelmiştir. Yani bir insan nasıl olur da dilbilgisi çalışmadan, kelimeleri yazıp okumadan sadece kulaktan duyarak bir dili öğrenebilir düşüncesi bana yabancı olagelmiştir.

Amerika’da değişim öğrencisi olarak bulunduğum 2002-2003 yıllarında da yine benim gibi oraya gelmiş farklı ülkelerden çocukların 1 yıl içinde herhangi bir temel olmadan nasıl İngilizce öğrendiklerine de şahit olduğumda benzer bir şaşkınlık yaşamıştım. Benim de İngilizcem 1 yıl içinde gelişti ancak benim 1 yıllık bir İngilizce eğitimi temelim vardı. Mesela Arjantinli bir arkadaş hiç İngilizcesi yokken 1 seneden gündelik hayatta kendisini gayet güzel bir şekilde ifade edebilecek bir İngilizce seviyesine ulaşabilmişti. Hatta şu anda da İrlanda’da çalışıyor.

Neden konuşma yöntemi bu kadar etkili?

Bir yabancı dilin seviyesi ölçümlenirken (ör: TOEFL) 4 ana başlıkta değerlendirme yapılır. Bunlar sırasıyla,

  1. okuma
  2. dinleme
  3. konuşma
  4. yazma

şeklindedir.

Bu başlıklara baktığımız zaman en zorlayıcı dil kullanma yönteminin konuşma olduğunu görürüz. Konuşma haricindeki başlıklarda ya zaman açısından rahatlık vardır ya da siz pasifsinizdir. Yani örneğin okuma yaparken gözler ve beyin çalışır ve anlamak önemlidir. Diğer taraftan dinleme yaparken kulaklar ve beyin çalışır ve yine anlamak önemlidir. Yazmada ise kendinizi ifade etmeniz gerekir ancak zaman açısından rahatsınızdır, yani rahat rahat düşünebilirsiniz. Ancak iş konuşmaya geldiğinde artık bir performans sergilemeniz gerekir. Düşünmek için çok fazla vaktiniz yoktur. Karşı tarafa anlık olarak zihninizden geçenleri aktarmalı ve onun aklınızdan geçenleri doğru şekilde anlamasını sağlamanız gerekir. Yani kısacası işitsel, görsel ve düşünsel unsurlarıyla en kapsamlı kendini ifade ediş şeklidir.

Konuşma yapmak tıpkı tiyatro sahnesinde olmak gibidir. Bir seyirci ve aynı zamanda bir dinleyiciniz vardır ve canlı olarak zihninizde bir metin üretmeli ve bunu sözel bir şekilde karşı tarafa aktarmanız gereklidir. Çok farklı yönleriyle hem beyin hem de el, kol, ağız çalıştığı için de dil öğrenmek akılda kalıcı ve etkili olur.

İdeal olarak konuşma hangi aşamada yer almalıdır?

Hiç İngilizcesi olmayan biri için direkt olarak konuşmadan başlamak çok verimli olmayabilir ancak kişi çabuk sonuç arayorsa ve zamanı az ise belki önerilebilir. Esas etkiyi almak için bir miktar dilbilgisi altyapısı ve kelime bilgisinin bulunması gerektiğini düşünüyorum. Eğer biraz altyapı üzerine konuşma üzerinden ilerlenirse daha verimli bir çıkış sağlanabilir kanaatindeyim. Ancak herkesin yapısı farklıdır, bunu da değerlendirmek lazım.

Faydalanılabilecek Kaynaklar

Öyle ya da böyle eğer bir dili tam anlamıyla biliyorum demek istiyorsanız o dili konuşabiliyor olmanız gerekir. Ülkemizde İngilizce öğretme sisteminde maalesef bu konuda zayıf kalınmaktadır. Son zamanlarda bu konu özeline eğilen girişimler de mevcut. Bu konuda önerebileceğim kaynak www.konusarakogren.com olacaktır. Siteyi incelediğiniz zaman kurumsal bir yapı ve metodoloji olduğunu görebiliyorsunuz. Sistemi kullanmış kişilerin referanslarını okuyabilir ve dilerseniz de iletişim bilgilerinizi vererek sistemi ücretsiz deneyebilirsiniz.

Yorum Yapın veya Soru Sorun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*