Sosyal medyanın gücü

sosyal-medyaSosyal medya kavramı son birkaç yıl içerisinde dilimize yerleşen bir deyim oldu. Bu kavram, özellikle Facebook ve Twitter’ın dünya genelinde yaygınlaşmasıyla ortaya çıktı. Facebook, Twitter, Youtube, Flickr vb. internet siteleri üzerinden insanlar arkadaşları ve yakınlarıyla bağlantı kurabiliyor, paylaşımda bulunabiliyor veya ilgi duydukları kişileri takip edebiliyor. Çok kısa sürede ve çok hızlı bir şekilde kullanımı yaygınlaşan bu internet siteleri milyonlarca insanın üyeliği ve aktif kullanım ile bireysel ve kurumsal olarak yeni alışkanlıkları da beraberinde getiriyor. Artık günümüz şartlarında bir kişinin Facebook veya Twitter hesabının olmaması ya da büyük bir firmanın sosyal medyada bulunmuyor olması neredeyse kabul edilemez bir şey oldu.

Gücün Kaynakları

Sosyal medyanın bu kadar kişi tarafından kullanılması şüphesiz tesadüfen olmadı. İnsanları bu sitelere iten ve bu sitelerde hatırı sayılı zaman geçirmelerini sağlayan belirli motivasyonlar var. Kendimce bunları sıralamaya çalıştım.

  • İnsanların birbiriyle bağlantı kurma isteği: İnsanlar sosyal yaradılışlı varlıklar. Bu sebeple ailemizle arkadaşlarımızla, tanıdıklarımızla irtibat halinde olmak ve etkileşimde bulunmak isteği bizde sosyal medyaya yönelik olarak itici bir güç oluşturuyor. İnternete ulaşımın kolaylaşmasıyla birlikte, bize sosyal bağlantı kurmamıza yardım eden internet siteleri de internet ulaşımının kolay olduğu oranda ilgi topluyorlar.
  • Paylaşma isteği: Sosyal medya aracılığıyla resim, video, yazı vb. içerikleri çevremizle paylaşabiliyoruz. Pek çok sayıda kişiyle birkaç tıklama yardımıyla bizden bir şeyler veya başkalarına ait sevdiğimiz şeyler paylaşabiliyoruz.
  • Beğenilme isteği: Herkes beğenilmeyi, övgü almayı veya ilgi görmeyi ister. Sosyal medya bize yaptığımız paylaşımlar üzerinden beğeni ve yorum almayı anlık olarak mümkün kılıyor. Bu da bazıları için neredeyse bağımlılık yaratacak kadar alışkanlık yaratabilen ve talep yaratan bir özellik.
  • Ücretsiz, multimedya özellikli ve dinamik kişisel internet sitesi: Belki pek çok kişi farkında değil ama bir Facebook sayfası veya bir Twitter sayfası aslında birer internet sitesi. Birkaç dakika içerisinde kendinize internet sitesi yaratabiliyor ve dinamik olarak içeriğini kolayca güncelleyebiliyoruz. Pratik, kullanışlı, etkileşimli ve ücretsiz…
  • Kendinize yakın kişileri bulma: Sosyal medya üzerinden hobiler, sanatçılar, sosyal düşünceler vb. üzerine sayfalar oluşturabiliyor veya bu tarz sayfalara üye olabiliyoruz. Bu da grup psikolojisi ve kendine benzer kişilerle bir arada olmanın içgüdüsel cazibesi kapsamında bireyin ihtiyacına hitap edebilen ve talep gören bir özellik.
  • Eğlence: Sosyal medyada bir kişi herhangi bir içerik paylaşmasa bile arkadaşları veya takip ettiği kullanıcılar tarafında paylaşılan içerikleri takip ederek hoşça vakit geçirebilir. Mesela bir arkadaşımızın veya akrabamızın gezi fotoğrafları, komik bir video, yeni çıkan bir filmin fragmanı, ünlü bir düşünürden sözler vs. en azından yarım saat kadar süreyle bize keyifli vakit geçirtebiliyor.
  • Kolay iletişim: Geleneksel iletişim metotlarında muhatap bulmak veya tam da istediğimiz kişiye ulaşmak imkansıza yakın olabiliyorken sosyal medya aracılığıyla tam tersi yani ulaşmamak neredeyse imkansız. Facebook sayfaları, Twitter hesapları veya firmaların-kişilerin kendi duyurdukları iletişim sayfaları bizlere birkaç tıklamayla iletişim imkanı veriyor.

Eleştiriler

Sosyal medyanın en çok eleştiri aldığı konu insanları bireyselleştirmesi. Aslında sosyalleşmeyi kolaylaştıran bu mecraların tam tersine bireyi yalnızlığa itmesi ironik bir durum. Bence bireyselleşmeyle ilgili olarak sadece sosyal medyaya yüklenmek doğru değil. Modernleşen ve şehirleşen bir toplumda bireylerin yalnızlaşması ve klasik kalabalık aile yapısından kopması bir tek faktöre bağlanamaz. 1+1 evlerin kullanımının yaygınlaşmasından da sosyal medyayı sorumlu tutamayız herhalde.

Bir diğer eleştiri de kişisel bilgilerin mahremiyeti konusu üzerinde yaşanıyor. Şu an Facebook veri tabanında milyonlarca insanın yaşı, mesleği, medeni durumu, ırkı, dini, beğenileri vb. bilgiler mevcut. Bu bilgilerin nasıl korunduğu ya da korunup korunmadığı veya belirli amaçlar için kullanılıp kullanılmadığı bir tartışma konusu. Kişisel olarak ben bu bilgilerin kullanıldığı ve ilerde de kullanılacağı kanaatindeyim. İstihbari amaçlarla kullanılıyor mu bilemem ama bu bilgilerin en azından ticari amaçlarla kullanıldığını yan taraflarda çıkan özelleştirilmiş reklamlardan anlayabiliriz diye düşünüyorum.

Etiketler:

Yorum Yapın veya Soru Sorun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*